Mutfağın köşesinde kaynayan bir tencere, içine düşen birkaç siyah tanecik… Ve o taneciklerin suya bıraktığı keskin ama huzur verici koku… İşte benim hikâyem tam da bu koku ile başladı. Karabiberli suyu ilk içtiğim günü hiç unutmam. Boğazım yanıyor, içim daralıyor, iç sesim susmak bilmiyordu. O gün biri bana bu suyun sadece bir “şifa tarifi” olmadığını, insan ilişkilerinin, sabrın ve umudun simgesi olduğunu anlatsaydı, belki de çok daha erken tanışırdık onun gerçek gücüyle. Karabiberli Suyun Hikâyesi: İki Farklı Bakış, Tek Bir Gerçek Bu hikâye, hayatı farklı pencerelerden gören iki insanın yollarının kesişmesiyle başladı. Ali ve Elif… Biri mantığın ve çözüm odaklı…
12 Yorum